CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrası

CIN 1, CIN 2, CIN 3
SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?

Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe “Servikal İntraepitelyal Neoplazi” olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3’ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3’ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3’ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3’e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology) göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN’lerin sebebi nedir? Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN’ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN’ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

CIN bulaşıcı mıdır?
CIN’lerin çoğu HPV virüs enfeksiyonu nedeniyle, enfeksiyondan yıllar sonra oluşan lezyonlardır. HPV virüsü bulaşıcıdır, cinsel yolla ve cilt teması ile bulaşır. CIN lezyonunun kendisi bulaşıcı değidlir ancak hastada bulunan HPV virüsü bulaşıcıdır ve hastanın eşine veya cinsel partnerine bulaşabilir. HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CIN ve HPV ilişkisi:
HPV virüsü ile enfekte olan kadınlarda rahim ağzında CIN 1, CIN 2, CIN 3 lezyonları oluşabilir ve daha ileri yıllarda kanser meydana gelebilir. Ancak HPV ile enfekte olan çoğu kadında bu lezyonlar ve kanser meydana gelmez. HPV enfeksiyonlarının yüzde 85’i CIN veya benzeri lezyonlara sebep olmadan kendiliğinden kaybolur. Kadınların yaklaşık %80’i hayatları boyunca HPV enfeksiyonuna maruz kalırlar ancak bunların çok az bir kısmında serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşur. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Takip ve tedavi nasıl yapılır?
CIN lezyonlarının takibi ve tedavisi lezyonun derecesine, daha önceki smear testi sonucuna (ASC-US, LSIL, ASC-H, HSIL), hastada mevcut olan diğer patolojilere ve hastanın yaşına göre planlanır.
CIN 1 bazı durumlarda tedavi gerektirirken çoğu durunmda sadece co-test (smear testi ve HPV testi) ile takip yeterlidir. Takip neticesinde CIN 1 lezyonlarının yüksek oranda gerileyerek kendiliğinden düzeldiği izlenir.
CIN 2 ve CIN 3 çoğu zaman tedavi gerektirir, bazı durumlarda kolposkopi ve smear testi ile takip edilebilmektedir.

CIN lezyonlarının tedavisi için ilaç tedavisi değil ablatif ve eksizyonel cerrahi yöntemler kullanılır. Bu yöntemler konizasyon, LEEP, kriyoterapi (dondurma), koterizasyon (yakma), lazer gibi yöntemlerdir.

Ağızdan alınarak veya rahim ağzına sürülerek uygulanan bir ilaç, krem, ovül, fitil vb. tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel ilaçlar ve bitki kürleri gibi yöntemler denenmemelidir, bunların bir faydası olmayacağı gibi doktora danışılmadan uygulanan her tür tedavi çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Ameliyat:
Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) tedavisinde en sık uygulanan ameliyatlar konizasyon (soğuk konizasyon) ve LEEP (LLETZ) yöntemidir. Bu ameliyatlarda rahim ağzından koni şeklinde parça alınarak CIN lezyonu tamamen uzaklaştırılır. Eğer alınan lezyon sınırında halen CIN izlenirse yani lezyon tamamen alınamamışsa bu durumda işlem tekrarlanabilir (rekonizasyon).

CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrasında CIN nedeniyle veya başka bir nedenle rahimi ve rahim ağzı ameliyatla tamamen alınan hastalar (histerektomi ameliyatı) smear takiplerini bırakmamalıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra en az 20 yıl daha smear takibine devam edilmelidir. Hasta 65 yaşını geçse bile 20 yıl dolmadan takip bırakılmamalıdır.

HPV Aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) yapılabilir mi?
HPV aşıları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu aşıların tedavi edici özelliği yoktur, CIN veya benzeri lezyonları, rahim ağzı kanserini tedavi etmez ancak bu lezyonlar oluşmadan önce aşı yapılırsa lezyonların oluşmasını yüksek oranda önler.
CIN 1, 2, 3 veya başka bir servikal patoloji mevcut olan kadınlara da HPV aşısı uygulanabilir. Bu kişiler zaten HPV virüsü ile enfekte oldukları için aşının koruyucu etkisi azalabilir ancak aşı ilerde başka bir tür HPV virüsü ile enfekte olmalarını önleyebilir (HPV virüsünün bir tek değil onlarca türü vardır).

Kolposkopi sırasında görülebilen anormallikler nelerdir

KOLPOSKOPİ
Kolposkopi nedir?

Kolposkopi, rahim ağzının yani serviksin video kamera benzeri bir aletle incelenmesidir, bu alete kolposkop denir. Kolposkop ile rahim ağzı, vajen ve vulva incelenir. Kolposkop incelenen alanın büyüteç gibi büyütülerek daha net görünmesine imkan sağlar. Görüntü kameranın üzerindeki dürbün benzeri kısımlardan izlenebilir veya televizyon ekranı gibi bir monitöre aktarılarak monitörden izlenebilir. Görüntü 2-40 defa büyütülerek incelenir ve gerekli görülen yerlerden biyopsi (parça) alınır. Bu işlemleri yapmakta amaç rahim ağzında kanser olmayan fakat tedavi edilmezse yıllar sonra kansere dönüşebilecek bazı lezyonları erkenden saptamaktır, bu sayede rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) önlenebilmektedir.

Eski yunancada “kolpos” rahim veya vajina anlamına gelir. Skopos ise bakmak anlamına gelir. Kolpo-skopi (colposcopy) rahime, vajinaya bakmak anlamına gelmektedir.

Kolposkopi işlemi histeroskopi işlemi ile karıştırılmamalıdır. Histeroskopide de kamera benzeri bir alet kullanılır ancak burada alet rahim içerisine kadar sokulur ve rahim içerisi incelenir. Kolposkopi aleti içeriye sokulmadan, dışarıdan bakılarak inceleme yapılır; sadece rahim ağzının dış yüzeyi gözlenir. Kolposkopideki kamera benzeri alet hastaya temas bile etmez, yaklaşık 20-30 cm uzaktan dürbün gibi gözlem yapılır. Histeroskopide kullanılan ince uzun alet rahim ağzından rahim içerisine kadar ilerletilir ve hastaya temas eder, bu nedenle genellikle anestezi gerektirir, histeroskopi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kolposkopi neden yapılır?
Smear testinde anormal bir durum saptandığında, HPV enfeksiyonu saptananlara ya da rahim ağzının muayene sırasında anormal görünmesi durumunda kolposkopi yapılabilir.
Kolposkopi işleminden önceki 2 gün boyunca fitil benzeri vajinal ilaçlar veya tampon kullanmayınız, cinsel ilişkide bulunmayınız, vajina içerisini yıkamayınız.

Kolposkopi nasıl yapılır?
Kolposkopi işlemi (rahim ağzına kamera ile bakılması işlemi) normal jinekolojik muayene masasında aynı jinekolojik muayene pozisyonunda yapılır. İşleme muayene ederken kullanılan spekulum denilen alet takılarak başlanır.İşlem sırasında hasta çok az ağrı hissedebilir, şiddetli bir ağrıya neden olmadığı için anestezi gerektirmez. İşlem ortalama 10-20 dakika sürer. Spekulum denen muayene aleti vajinaya takıldıktan sonra rahim ağzı görünür hale gelir ve kolposkop denen dürbüne benzer aletle aydınlatarak dışardan büyütülmüş olarak izlenir. İzleme esnasında asetik asit ve lugol (potasyum iyodür – Schiller testi) gibi bazı sıvılar rahim ağzına sürülür böylece rahim ağzında anormal alanlar varsa buralar farklı renklere bürünür ve kolayca farkedilir. Bu tür anormal alanlar görülürse biyopsi alınır ve incelenmesi için patolojiye gönderilir. Bu anormal alanlar genelde asetowhite alanlar ya da iyot negatif (Schiller pozitif) alanlar diye isimlendirilir çünkü bu anormal alanlar asetikasit sürüldükten sonra beyaz görünürler ve iyotu tutmazlar ve sarımsı farklı renk alırlar. Biyopsi işleminden sonra bazen rahim ağzının iç tarafındaki kanaldan (endoservikal kanal) parça alınır buna endoservikal küretaj (ECC) denir. Biyopsi yani parça alma işleminden dolayı rahim ağzından çok az kanama olabilir, hafif ağrı hissedebilirsiniz. Kanama kısa sürede duracaktır. Kanama durmaz veya çok artarsa tekrar doktorunuza başvurmalısınız.

Patolojiden gelecek biyopsi sonucuna göre tedavinin devamı planlanır. Eğer biyopsi sonucu tamamen normal gelirse duruma göre değişebilmekle beraber genellikle hastanın belli aralıktaki kontrollerle izlenmesi yeterli olur. Patoloji sonucu anormal gelirse patolojinin türüne göre rahim ağzına konizasyon, LEEP, yakma, dondurma, lazer gibi tedaviler veya nadiren ameliyat gerekebilir.
İşlem sonrası en az bir iki hafta veya doktorunuz bildirene kadar tampon kullanmayınız veya vajene hiçbir şey koymayınız.

Kolposkopi kısırlığa sebep olur mu? Rahim ağzına zarar verir mi?
Kolposkopi ya da bu sırada alınacak biyopsiler kısırlığa sebep olmaz ve rahim ağzınıza zarar vermez. Biyopsi ile alınan parçalar çok küçüktür ve o bölgeler tamamen eski haline gelecektir.

Kolposkopi sonrası cinsel ilişkiye girilebilir mi?
Kolposkopi yaptıran kadınlara işlem sonrası hafif kanama olabileceği için ve biyopsi bölgelerinin iyileşme süreci gerektiği için işlemden sonraki 1-2 hafta cinsel ilişkiye girmemeleri önerilir. Koposkopi yapılacak günden önce de 48 saat süreyle cinsel ilişki yasaklanır.

Kolposkopi sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Hastanın yeme, içme gibi konularda bir kısıtlaması olmaz. Kendini iyi hissettiği andan itibaren çalışmaya ve ev işlerini yapmaya başlayabilir, fiziksel aktivite kısıtlaması gerekmez. Hasta genellikle 1-2 saat içerisinde hiç ağrı hissetmeden normal hayatına devam edebilecek hale gelebilir. Çok hafif kanama olabilir ancak bu hastanın çalışmasına veya ev işlerini yapmasına engel olmaz. Hastanın en çok dikkat etmesi gereken konu kanama miktarıdır. Kanama normalde 1-2 gün lekelenme şeklinde sürüp kesilmelidir, bu lekeler bazen 3-5 gün kadar sürebilir. Ancak daha uzun süren lekelenmeler veya aşırı kanama olması (adet kanamasından fazla olması) doktora başvurmayı gerektirir. Kötü kokulu akıntı, ateş, aşırı halsizlik, bulantı, kusma çok çok nadir olabilecek şikayetlerden ve hemen doktora başvurmayı gerektirir. Ağrı genellikle işlemin yapıldığı gün kesilir, sonraki günlerde çok hafif ağrı devam edebilir, şidddetli devam eden ağrı doktora başvurmayı gerektirir.

Kolposkopi sonuçları ne zaman öğrenilir?
Kolposkopi işleminden hemen sonra doktorunuz size rahim ağzı bölgesinde (servikste) bir anormal görüntü görmüşse veya tamamen normal izlemişse hepsini anlatacaktır. Bu bölgelerden biyopsi alınmışsa biyopsi sonucu genellikle 1-2 hafta içerisinde patoloji bölümü tarafından rapor edilerek size verilir. Bu biyopsi sonuç raporu ile doktorunuza tekrar başvurduğunuzda kolposkopi işleminin bütün sonucu netleşir ve bundan sonra ek tedavi gerekip gerekmediği konuşulur.

Kolposkopi nerede hangi hastanelerde yapılabilir?
Kolposkopi aleti günümüzde üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinin hemen hemen hepsinde kadın hastalıkları ve doğum bölümlerinde veya jinekolojik onkoloji kliniklerinde bulunmaktadır. Devlet hastanelerinin ve özel hastanelerin bazılarında da bulunmaktadır. İşlem kadın hastalıkları ve doğum uzmanı veya jinekolojik onkoloji uzmanı olan bir doktor tarafından yapılır. Kolposkopi fiyatları uygulanan hastaneye göre değişkenlik gösterebilmektedir.

Kolposkopi işlemi için kullanılan aletler?
– Kolposkop
– Spekulum (jinekolojik muayene aleti)
– Asetik asit ve Lugol solüsyonu
– Biyopsi aletleri
– Endoservikal küretaj (ECC) için aletler, endoservikal küret, Novak küreti
– Tenakülum
– Ring forseps
– Alınan biyopsi ve ECC parçalarının konması için kaplar
– Hemostaz için Monsel solüsyonu (Ferrik Subsülfat) veya gümüş nitrat çubukları
– Gazlı bez ve pet
– Kolposkopinin dökümante edilebileceği resimli form (kolpogram)
– Povidon-iodin
– Portegü ve sütur materyalleri

Hangi durumlarda kolposkopi yapılır?
– Smear testinde saptanan bazı bozukluklar (ASC-H, LSIL, HSIL, AGC)
– HPV 16, 18 pozitifliği
– Jinekolojik muayenede serviks, vajen ve vulvada anormallik izlenmesi
– İnuteru DES maruz kalmış kadınlarda

Kolposkopi sırasında görülebilen anormallikler nelerdir?
– İnce mozaik yapılar, kaba mozaik yapılar
– İnce punktuasyonlar, kaba punktuasyonlar
– Atipik damarlanmalar
– Acetowhite alanlar (asetik asitle beyazlaşan alanlar)
– Lökoplaki (Asetik asit uygulanmadan önce beyaz görülen alanlar)
– Erozyon, nekroz, ülserasyon
– Tümör, polip, kondilom, endometriozis
– Lugol veya iyot negatif (Shiller pozitif) alanlar

Diğer kanserlerle HPV enfeksiyonu ilişkisi

HPV VİRÜSÜ VE HPV ENFEKSİYONU
HPV virüsü (Human Papillomavirus, İnsan papilloma virüsü ) nedir?
Human Papillomavirüs kelimelerinin kısaltması olan HPV, hem kadınlarda hem erkeklerde bazı hastalıklara neden olabilen bir virüstür. Halk arasında “siğil virüsü” olarak da bilinir. Çift sarmallı DNA virüsüdür. Sadece insanlarda (human) hastalık yapan bir virüstür. HPV insanlar arasında cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşır; bunun dışında havlu, havuz gibi yollarla bulaşabildiği de söylenir ancak bu yollarla bulaştığını kesin gösteren kanıtlar yoktur. HPV virüsü bir insana bulaştığında her zaman bir hastalık oluşturmaz, bazen hiçbir hastalık oluşturmadan vücutta kalabilir. Dünyada tüm insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülen bir virüstür. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arsında birinci sıradadır.

HPV virüs enfeksiyonu hangi hastalıklara neden olur?
– Vücudun herhangi bir yerindeki ciltte veya genital bölgede siğillere neden olabilir (kondilom).
– Kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanserine neden olabilir.
– Kadınlarda vajen, vulva kanserlerine neden olabilir.
– Erkeklerde penis kanserine neden olabilir.
– Hem kadında hem erkekte anal kanserlerle, orofaringeal kanserlere neden olabilir.
– Kanser öncüsü premalign lezyonlara neden olabilir (CIN, VIN, VaIN, AIS, AIN, PIN)
– Çocuklarda rekürren respiratuar papillomatozis denilen hastalığa neden olabilir. Solunum yollarını ve larinksi tıkayacak kadar büyük lezyonlara neden olabilir.

Genital HPV olarak bilinen yaklaşık 40’tan fazla HPV tipi genital bölgeyi etkiler. Bazı tipler serviksin (rahim ağzı) yüzeyini oluşturan hücrelerin anormal hale gelmesine yol açabilir. Tedavi edilmediğinde bu anormal hücreler yıllar sonra kanser hücrelerine dönüşebilir. Rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla bu virüse karşı geliştirilen HPV aşısı artık günümüzde kullanıma girmiştir.

HPV enfeksiyonunun belirtileri nedir? Nasıl anlaşılır?
HPV bir insana bulaştığında hiçbir belirti vermeden kalabileceği gibi bazen siğil veya yukarıda sıralanan diğer hastalıkların belirtilerine neden olabilir. En sık belirti siğil oluşmasıdır, siğiller et beni gibi küçük genellikle birkaç milimetre büyüklüğünde lezyonlardır, en sık ciltte, yüzde, el üzerinde, genital bölgede oluşur. Bazen çok büyük siğiller oluşabilir ve bütün genital bölgeyi kaplayacak kadar büyüyebilir. Bu nedenle HPV virüsüne “siğil virüsü” de denir.
Bir insanda HPV virüsünün bulunduğunun anlaşılması herzaman belirtilere bakarak mümkün olmaz, bunun için HPV DNA testleri geliştirilmiştir, bu testler bütün HPV virüs çeşitlerini değil ancak en önemli tiplerini belirleyebilir.

Kimlerde HPV enfeksiyonu daha sık görülür? Nasıl bulaşır?
– HPV virüsü insanlar arasında yakın temas, öpüşme, cinsel ilişki gibi kısacası her tür cilt teması ile bulaşabildiği için en önemli risk faktörü multiple cinsel parnterdir, yani çok eşlilik. Kadın veya erkek ne kadar çok kişiyle cinsel temasta bulunursa HPV virüsüni kapma riski o kadar artar. HPV virüsünün sebep olduğu hastalıklar fazla sayıda cinsel partneri olan kişilerde daha sık görülür.
– Vajinal yolla ilişkide erkeğin içeri girmesi HPV bulaşması için şart değildir.İçeri giriş olmadan sürtünme ve benzeri ilişkilerle de HPV virüsü kadından erkeğe veya erkekten kadına bulaşabilir. Oral (ağız yoluyla) ve anal ilişki ile de bulaşabilir.
– Kadından erkeğe, erkekten kadına, kadından kadına, erkekten erkeğe bulaşabilir.
– Homoseksüel erkeklerde HPV ile enfekte olma riski diğer erkeklerden daha yüksektir.
– Tuvaletten HPV virüsü bulaşamaz, hijyen ile ilgisi yoktur.

Kondom (prezervatif, kılıf) kullanmak HPV bulaşmasını önler mi?
Bulaşma riskini azaltabilir ancak tam olarak önlemez. Çünkü seks sırasında erkek kondom kullansa bile kadın partnerine testisleri temas edebilmektedir, bu da HPV bulaşması için yeterli olabilir.

HPV tipleri nelerdir?
HPV virüsünün 100’den fazla tipi vardır, bunlardan bazıları cilt lezyonlarına neden olabilir, bazı genital bölgede siğile neden olabilir (siğil virüsü), bazıları rahim ağzı ve diğer kanserlere neden olabilir. Bütün HPV tipleri her hastalığa neden olmamaktadır.
Örneğin:
– Cilt siğilleri ile ilgili olanlar Tip1, Tip2 HPV virüsleridir daha çok
– Genital bölgede siğil (kondiloma akümünata) yapan tipler daha çok Tip 6 ve Tip 11’dir.
– Orofaringeal kanserle en çok ilgili olan Tip 16
– Anal kanserlerle en çok ilgili olan Tip 16
– Respiratuar papillomatozis yapan Tip 6 ve Tip 11
– Rahim ağzı (serviks) kanserinde en çok saptanan Tip 16 ve Tip 18 HPV
– Vejen ve vulva kanserinde en çok rastlanan tip HPV 16’dır.

HPV virüs tipleri nelerdir?
HPV’nin 200’den fazla çeşiti tespit edilmiştir ancak bunlardan genital bölgede hastalıklara neden olabilenler yaklaşık 40 tiptir. Genital bölgede enfeksiyon yapabilen HPV tipleri düşük riskli (low-risk) ve yüksek-riskli (high-risk) tipler olarak ikiye ayrılmıştır.
Yüksek riskli HPV tipleri: 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68
Yüksek riskli HPV virüsleri serviks kanserine neden olabilirler. Bunlardan özellikle tip 16 ve 18 daha risklidir. Hastanelerde yapılan HPV DNA testleri ile bu yüksek riskli tipler araştırılır. HPV aşıları (rahim ağzı kanseri aşıları) daha çok bu tiplere karşı geliştirilir.
Düşük riskli HPV tipleri: 6, 11, 40, 42, 43, 44, 53, 54, 61, 72, 73, 81
Düşük riskli HPV tipleri kansere neden olamazlar sadece siğil (kondilom) ve benzeri hastalıklara neden olabilirler. HPV DNA testleri ile düşük riskli tipler araştırılmaz.

HPV virüsü (siğil virüsü) vücuttan nasıl atılır?
Siğil virüsü nasıl yok edilir? Vücuttan nasıl tamamen temizlenir?
HPV virüsünü vücuttan atmak veya tamamen yok etmek için henüz bir tedavi yöntemi geliştirilememiştir. Bir kişide HPV olduğu tespit edilebilir, bu durumda virüsün oluşturduğu hastalıklar varsa tedavi edilir, örneğin siğiller ilaçla veya yakılarak (koterizasyon) tedavi edilir.
Virüs vücutta bulunduğu bölgeden örneğin rahim ağzından kendiliğinden temizlenip kaybolabilir, kadında belli bir süre sonra HPV testi yapıldığında virüs tespit edilmez. Rahim ağzında HPV enfeksiyonlarının çoğu (yüzde 80-90) bu şekilde 1-2 yıl içerisinde kendiliğinden kaybolur, az bir kısmı kaybolmadan devam eder ve hastalık yapma riski taşır.

HPV enfeksiyonunun tedavisi nedir?
HPV infeksiyonunu vücuttan tamamen atmak için spesifik bir tedavi veya ilacı yoktur. Ancak hastalıkj yaptığı bölgeye yönelik ilaç (krem, solüsyon) veya yakma, dondurma gibi tedaviler, cerrahi işlemler uygulanabilmektedir. Örneğin siğiller ilaçlarla veya cerrahi olarak ameliyatla çıkartılır. Rahim ağzındaki hastalıklar yakma (koterizasyon), dondurma (kriyoterapi), konizasyon, LEEP, ameliyat gibi yöntemlerle tedavi edilir.

Dünya’da HPV tiplerinin dağılımı nasıldır?
Dünyanın hemen her bölgesinde insanlarda en sık rastlanan tip HPV Tip 16’dır. Saptanan HPV tiplerinin yaklaşık yüzde 50-70’i budur. İkinci sırada Tİp 18 gelir, bu da yüzde 15-25 arasında görülür. Yani tüm HPV enfeksiyonlarının yaklaşık yüzde 70-80’ini bu iki tip oluşturur. Bunlardan sonra daha az sıklıkla görülen tipler sırasıyla 45, 31, 33, 52, 58’dir. Diğer tipler çok az görülür.

Servikal kanserinde saptanan HPV tipleri nelerdir?
Serviks (rahim ağzı) kanserinin en sık görülen tipi yassı hücreli (squamöz hücreli) kanserdir. Squamöz hücreli serviks kanserlerinin yüzde yüzüne yakın kısmında HPV’ye raslanmaktadır. Squamöz hücreli serviks kanserlerinin yüzde 50-60’ında tip 16, yüzde 15’inde tip 18 HPV bulunur. Bu iki tip HPV squamöz hücreli kanserlerin yaklaşık yüzde 70’inde bulunur.
Serviksin adenokanserlerinde yine en çok raslanan tip 16’dır, ikinci sıklıkla tip 18 bulunur. Ancak adenokanserlerin tamamında HPV bulunmaz, yaklaşık yüzde 70’inde HPV bulunur.

Diğer kanserlerle HPV enfeksiyonu ilişkisi:
Serviks kanserlerinin tamamına yakınında HPV’ye rastlanır. Anal kanserlerin yüzde 90’ında, vajina kanserlerinin yüzde 70’inde, vulva kanserlerinin yüzde 40’ında, penis kanserlerinin yüzde 50’sinda, orofarinx kanserlerinin yüzde 70’inde HPV’ye rastlanır. Dünyada HPV ile hatta bir enfeksion ajanı ile en çok ilişkisi olan kanser serviks (rahim ağzı) kanseridir.

Gebelikte HPV enfeksiyonu bebeğe zarar verir mi?
Gebelikte vücudun herhangi bir cilt bölgesinde (el, yüz) meydana gelen bir HPV enfeksiyonu yani siğil bebeğe zarar vermez, kan yoluyla bebeğe geçmez. Rahim ağzında HPV saptanması da bebeğe zarar vermez (rahim ağzında siğil yani kondilom yoksa). Ancak doğum kanalında yani vajina ve vulvada yaygın siğil yapan bir HPV enfksiyonu varsa bu siğillerden doğum sırasında bebeğe bulaş olabilir, bebekte respiratuar papillomatozis meydana gelebilir. Hamilelik sırasında genital bölgede siğil olması durumunda mutlaka doktora danışmak gerekir, doğum yöntemi doktor muayenesi sonrasında kararlaştırılır.